John Lee Hooker, One Bourbon One Scotch One Beer

John Lee Hooker, Usta Bluescu

İşte John Lee Hooker ve aynı şarkı, farklı yorum. Kısa bir süre sonra yeni bir tarif gelecek: Aynı şef, farklı yorum. Ama yarına kadar sabretmeniz gerekiyor. Yine de bir ipucu verelim: bir balık, bir sebze yeni favorimiz dukkah eşliğinde bir de…

Neyse şimdi sözü eski bir blues üstadına, John Lee Hooker’a bırakalım

Ha bu arada bizden söylemesi John Lee Hooker türk yemeklerine hastaymış. Yıllar önce yaşadığı semtte bir Türk göçmenin mezecisi varmış. Orada birbirinden lezzetli mezelerle her akşam birkaç tek attığı da söyleniyor. Rakı tabii. Belki arada uzo da içmiştir. Kim bilir?

Bu arada sıkı bir edebiyat okuru olan Hooker’ın günlükleri arasında aldığı bazı notları bulup yayınladılar:

Yirminci yüzyıl İngiliz oyun yazarı Harold Pinter (1930-) büyük bir “sıkıntı” (can sıkıntısı) duygusu yaratıcısıydı. Bu, diyalogdaki uzun duraklamalarla, birbirlerine sorular sorup duran (sorular ve yanıtlardan çok sadece sorular soran) karakterlerle, hiçbir göndermede bulunmuyormuş veya hiçbir yönelime sahip değilmiş gibi görünen etkileşimlerle başarılır. Sıkılanlar Pinter’ın karakterleri olmadığı gibi, oyunları da sıkıcı değildir; ama modern burjuva hayatının sıkıcılığını ifade ederler. Sıkıntı genel bir duygu olarak yaratılır. Bize sunulan bizatihi sıkıntıdır –yoksa sıkılan kişiler veya sıkıcı bir oyun değil. Sanatın gündelik deneyimin düzenini inceden inceye tetkik etmesini mümkün kılan tam da bu kişisel-olmayan duyguların yaratımıdır. Gündelik hayatta kendimizi basitçe “sıkıcı” olduğu gerekçesiyle bir romanı veya bir kişiyi geri çevirirken buluruz; sanki sıkıcılık/sıkıntı saptayabileceğimiz basit bir nesneymiş gibi davranırız. Ama büyük sanat sıkıntı, korku veya arzu gibi hisleri artık basitçe saptayıp sınırlandıramayacağımız şekilde duyguları serbest bırakır. Duyguları kabul edilmiş ve beklenen kökenlerinden ayırmak bizatihi sanatın görevidir. Pinter’ın oyunları tam da en az beklendikleri ortamlarda duygunun sunumlarıdır: örneğin evliliklerin ve burjuva hayatının tehlikeleri veya dehşeti (The Lover) veya hayırseverlik ve misafirperverliğin düşmancıllığı ve şiddeti gibi (The Caretaker).

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir